" /> Grev Hakkının Kullanılması ve Grevin Ertelenmesi/Yasaklanması (1) – Referans Kıbrıs
21 Ağustos 2019 Çarşamba

Grev Hakkının Kullanılması ve Grevin Ertelenmesi/Yasaklanması (1)

Yayınlanma Tarihi: 8 Ekim 2014 11:15 


Grev konusunu irdelerken, ta baştan, ülkemizde grevle ilgili olarak yaşanan iki çarpıcı olguya değinmeden geçmeye olanak bulunmamaktadır. Bunlardan birincisi, grevlerin yalnızca kamuda gerçekleştirilebilmesi; diğeri ise, kamuda yapılan grevlerin, hangi hizmet dalında yapılırsa yapılsın, sürekli olarak Bakanlar Kurulunca,  “Elzem Hizmet” gerekçesine dayalı olarak ertelenmesidir.

Ülkede, neredeyse bütün kamusal nitelikli hizmetlerde, grev yapma olanağı ortadan kalkmış ve Bakanlar Kurulunca yapılan ertelemeler, yasaklama niteliği kazanmış bulunmaktadır. Üstelik Grev ertelemelerine hukuksal dayanak olarak da, Anayasal gerekleri yerine getirmek amacıyla yürürlüğe konan 42/1996 sayılı Yasaya dayanılarak değil de,  İngiliz Sömürge Yönetimince, 1940’lı yıllarda İkinci Dünya  Savaşı dönemlerinde Kıbrıs’ta u yürürlüğe konan 1940 Savunma Nizamnamesine ve sözkonusu Nizamname uyarınca çıkarılan ve Hükümetlerce, her grevde kapsamı genişletilerek 1943 Elzem İşler Tesbit Emirnamesi  kullanılmaktadır. Bu nedenledir ki, Hükümetlerce,  Grevin hak olmaktan çıkarıldığı ve Anayasal Grev hakkının kullanılamaz hale getirildiği rahatlıkla söylenebilir.

Özel kesimde grev hakkının kullanılamamasının nedeni ise, kuşkusuz, bu kesimde sendikalaşmanın yok denecek düzeyde olmasındandır. Bir yerde grev hakkından söz edebilmek için Sendika özgürlüğünün varlığı kaçınılmazdır. Sendika özgürlüğünün olmadığı yerde grevden, grevin olmadığı yerde de sendika özgürlüğünden ve toplu sözleşme yapma hakkından söz edilemez. Çünkü sendika özgürlüğünü de, toplu pazarlık hakkını da belirleyen tek ve en önemli öğe, grev hakkıdır. Grev hakkından yoksun bir ortamda,  ne toplu pazarlıktan, ne de sendikal özgürlükten söz edilebilir. Her üçü de birbirini tamamlayan, birbirine hayat veren etkenlerdir, birbirlerinin olmazsa olmazıdırlar.

Diğer yandan Grev hakkı,  özgürlükçü ve demokratik toplumlarda, Anayasalarla ve Anayasal buyruklara uygun olarak çıkarılan yasalarla korunan en temel sosyal ve ekonomik haklardan biri olarak,  demokratik düzenin ayrılmaz bir parçası ve demokrasinin temel belirleyici göstergelerinden biridir. Grev,  aynı zamanda, demokratik toplumlarda ekonomik yarar ve çıkarların korunması ve sürekli kılınması açısından bir denge öğesidir. Bu nedenle de, işveren ve çalışanlar arasındaki ilişkilerde ve  hakkın kullanılması açısından yapılacak yasal düzenlemelerde ve alınabilecek her türlü idari tasarrufta, Grev hakının tanınması ve korunması kural, sınırlanması ve yasaklanması ise istisna olmalıdır.

Bu yazı dizisinin temel ereği, Demokratik bir toplumun yapı taşlarından olan Grev Hakkının Anayasada  ve yasalarda düzenlenmesinden başlayarak,  hakkın kullanılmasına uygulamada getirilen kısıtlara kadar, Grev hakkı ile ilgili tüm konulara değinmek ve Hükümetlerin dikkatini, eksik, hatalı ve Anayasaya aykırı olarak gördüğümüz düzenleme ve uygulamalara çekmektir.

Grev Tanımı

Grev, 42/1996 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasasınının 15’inci maddesinin (1)’inci fıkrasında, “Bir İşyerinde çalışanların tamamen veya  kısmen  topluca çalışmamak  suretiyle  işyerinde faaliyeti durdurmak  veya işin niteliğine göre  işi önemli ölçüde aksatmak  amacıyla işi bırakmaları” olarak tanımlanmıştır.

Bu tanımdan yola çıkarak grevin yapılış biçimlerini, bir başka deyişle grevin öğelerini iki grupta toplayabiliriz. Bunlardan ilki, çalışanların topluca, bir bütün olarak çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti tümüyle durdurmaları; ikincisi ise, çalışanların işin niteliğine göre  işi önemli ölçüde aksatmak  amacıyla, kısmen işi bırakmalarıdır.

Anayasada Grev Hakkı

Grev Hakkı,  Anayasanın  “Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler” Bölümünde yer alan 54’üncü maddesinin (1)’inci fıkrası ile, işverenlerle ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacıyla, çalışanlara verilen Anayasal bir haktır.

Bu hakkın kullanılması, aynı maddenin (2)’nci fıkrasına göre, yalnızca ulusal güvenliği, anayasal düzeni, kamu güvenliğini veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yasa ile düzenlenebilir.

Bu fıkradaki düzenlemelerden açıkça görüleceği gibi, Grev, çalışanlara anayasal sosyal bir hak olarak verildikten sonra, bu hakkın kullanılmasının belirli nedenlerle ve de yasa ile düzenlenebileceği öngörülmektedir. Maddede, grevin ertelenmesine veya yasaklanmasına olanak tanıyıcı açık bir düzenleme yer almamaktadır.

Kimlerin grev hakkının olmadığı ise Anayasanın 54’üncü maddesinin (3)’ncü fıkrasında sayılmıştır. Buna göre, Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları ve sivil savunma kilit personelinin grev hakkı bulunmamaktadır.

Bunun anlamı şudur: Anayasanın yasak kapsamına almadığı kamu hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan tüm diğer çalışanların, Kamuda veya Özelde çalışıp çalışmadıklarına bakılmaksızın,  grev hakkına, ancak Anayasanın çizdiği çerçeve içinde müdahale edilebilir ve bu çerçeveye sıkıca bağlı kalarak ve ancak yasa ile hakkın kullanılması açısından düzenlemeler yapılabilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, Bakanlar Kuruluna, grev erteleme veya grevi yasaklama konusunda Anayasa ile açıkça herhangi bir yetki verilmiş değildir. Anayasa koyucusu, Grev hakkının kullanılmasının, yalnızca Anayasada belirlenen nedenlerle düzenlenebileceğini öngörmüştür. Anayasanın öngörüsüne göre, Grev hakkının kullanılması ile ilgili olarak yasa koyucu tarafından yapılabilecek düzenlemeler, doğrudan doğruya ulusal güvenliği, kamu güvenliğini, Anayasal düzeni ve Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacına yönelik olmalı ve bu amaçla sınırlı olmalıdır; hakkın kullanılmasını etkisizleştirecek, hakkın özüne dokunacak ve hakkın kullanılmasını ortadan kaldıracak nitelik ve boyuttaki düzenlemeler, Anayasa ile bağdaşmaz.

 Gözetilmesi gerken bir diğer husus,  Anayasada öngörülen nedenler dışında, grev hakkının kullanılmasına sınır, düzenleme ve/veya kısıtlama getirilemeyeceğidir. Çünkü,  getirildiği takdirde, bu yönde yapılacak her türlü düzenleme, Anayasaya aykırı olacaktır.

 42/1996 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasasında Grev Hakkı

 Anayasanın 54’üncü maddesine işlerlik kazandırmak amacıyla yürürlüğe konan 42/1996 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasasının 15’inci maddesinin (1)’inci fıkrasında Grev tanımlanmış, (2)’inci fıkrasında ise, Anayasanın 54’üncü maddesinin (1)’inci fıkrası kurallarına koşut olarak, “Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal  durumlarını  korumak ve  düzeltmek  amacıyla toplu  sözleşme ve her türlü  grev hakkına sahiptirler “ denmiştir. Yasasının 16’ncı maddesinin (3)’üncü fıkrasında ise, Karar verilmiş veya başlamış olan bir grevin, genel sağlığı, ulusal ve kamu güvenliğini, anayasal düzeni bozucu nitelikte olması halinde veya elzem hizmetlerde, Bakanlar Kurulunca, altmışar günü aşmamak koşuluyla, bir yılda iki kez ertelenebileceği öngörülmüştür.

Görüleceği gibi, hakkın kullanılmasının düzenlenmesinde hukuksal dayanak ölçütü olarak Anayasada öngörülen  “ulusal güvenlik” veya “kamu güvenliği”gibi soyut kavramların,  42/1996 sayılı Yasada da  tanımlanması ve somut, nesnel ölçütlerele örnekleme yapılarak tanımlaması yönüne gidilmemiştir. Yasa koyucu, Anayasal bir hakkın kullanılmasına müdahaleyi düzenlerken, sosyal bir hakkın düzenlemesinde temel ölçütler olarak gözetilmesi gereken “ulusal güvenlik”, “kamu güvenliği” ve “anayasal düzen” gibi soyut kavramlardan ne anlaşılması gerektiğini somutlaması gerekirken, bundan kaçınmış ve Bakanlar Kurulunun, bu kavramların içini günün koşul ve gereklerine ve kendi amaçlarına uygun olarak doldurabilmesine olanak tanımıştır.

Yasa Koyucu, Anayasada soyut birer kavram olarak yer alan düzenlenebilirlik nedenlerini, Yasada tanımlama, açımlama ve nesnel ölçütlere dayandırmak yönünde gitmediği gibi,  düzenlenebilirlik nedenlerini çoğaltmış ve Anayasanın çizdiği çerçeve dışına da taşarak, bir yandan  grevin “genel sağlığı” bozucu nitelikte olması halinde, diğer yandan da “elzem hizmetlerde” de  grev ertelemesine karar verme yetkisini Bakanlar Kuruluna vermiştir.

 Anayasanın Çizdiği Çerçeve ile Yasanın Çizdiği Çerçevenin Bağdaşmazlığı

Yasadaki düzenlemeden açıkça görüleceği gibi, Anayasada öngörülmemiş olmasına karşın, grev hakkının kullanılmasına, Bakanlar Kurulunca, Anayasal ölçütler dışında, bir yandan“genel sağlığı” korumak amacıyla  müdahale edilebilmesine; diğer yandan da, yine Anayasada grev hakkının kullanılması açısından düzenleme ölçütü veya nedeni olarak öngürülmemiş olan “elzem hizmetler”de de grev hakkının kullanılmasına müdahale edilebilmesine, olanak yaratılmaktadır.

Anayasa ile güvence altına alınan ve sadece  ve doğrudan doğruya Anayasa ile berllirlenmiş ölçütlere dayalı olarak düzenlenebileceği Anayasada açıkça öngörülmüş olmasına karşın , Yasa Koyucunun, Anayasanın belirlediği ölçütler dışında başkaca ölçütlerle grev hakkının kullanılmasına, düzenleme değil de sınırlama ve kısıt getirilmesi, Anayasa ile bağdaşan bir yaklaşım değildir.

Mehmet Öner Ekinci

Mehmet Öner Ekinci

Yorum Bırakınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir